Pandora’nın Kutusu

Heseidos’un ‘Thegonia’ ile ‘İşler ve Günler’ eserlerinde bahsi geçen Pandora Efsanesi; ilk kadının yaratılışına ilişkin bir mittir. Ortadoğu ve Sami kaynaklı olması muhtemeldir, çünkü ‘Adem-Havva Efsanesi’ni andırmaktadır ve kadını tüm kötülüklerin temeli kabul etmek, Yunan kültürüne özgü bir düşünce tarzı değildir. Efsaneye göre çok uzun bir süre, özellikle Altın Çağ boyunca ölümlüler ve ölümsüzlerin bir arada yaşadıkları dönemde, yeryüzünde yalnızca erkekler bulunmaktadır. Prometheus’un, Tanrıları aldatarak ateşi çalmasına kızan Tanrılar Tanrısı Zeus; onu cezalandırmak için Tanrı Hephaistos’a bir parça toprak alarak suyla karıştırması ve bu karışıma insan sesi ve insan gücü ekleyerek, yüzü ölümsüz Tanrıçalara, bedeni ise Afrodit’e benzeyen bir varlık yapmasını buyurmuştur.

Tüm Tanrıların güzellikler, hediyeler, çiçekler vererek altın bir taçla donattıkları bu varlığa ‘herkesin armağanı’ anlamına gelen Pandora adı verilmiştir. Erkeklerin en büyük düşmanı olması tasarlanan Pandora’ya, Athena el işlerini ve renk renk kumaşlar dokumasını öğretmiş; Afrodit onu büyüleriyle kuşatarak, gönlünü istek ve arzularla tutuşturmuş; Hermeias ise göğsüne bir köpek yüreği ve tilki ruhu yerleştirerek, içini yalan ve dolanla doldurmuştur. Tanrılar yeryüzüne indirmeden önce Pandora’ya bir kutu vererek, kutuyu asla açmamasını söylemişler ve onu Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a sunmuşlardır. Ancak merakına yenilen Pandora, günlerden bir gün kutuyu açmıştır. Pandora kutunun kapağını he- men kapasa da olan olmuş ve kutunun içinden çıkan hastalıklar, acılar, kederler, kötülükler tüm dünyaya yayılmıştır. Kutunun içinde bir tek umut kalmış, bu nedenle de o günden bu yana insanlar kötülüklere karşı koyma cesaretini ve gücünü kendilerinde bulmuşlardır.

Pandora’nın Kutusu -Pandora’s Box-; gizli, örtülü kalan konuları açığa çıkarma anlamına gelen bir metafor olarak psikoloji literatüründe de kendisine bir yer bulmuştur. Öyle ki ‘Pandora’nın kutusunu açma’ bir deyim olarak iletişim alanında, denetlenmesi imkânsız denge bozucu hareketler yapma ya da ‘kötülükleri ortaya çıkaracak’ ifşalarda bulunma gibi durumlarda kullanılmakta; bazen de örgütlerde önleyici, koruyucu girişimler yerine, onarıcı, düzeltici müdahalelerde bulunmaya işaret etmek üzere ‘Pandora’nın kutusu açıldıktan sonra’ şeklinde kullanılmaktadır. 

Pandora’nın merağına yenik düşerek kavanozu açması, kadınların merak duygusunu temsil etmektedir. Bu efsaneyle ilgili farklı söylentiler de mevcuttur. Pandora kavanozu açtığında kötülüğün bütün dünyaya yayıldığı da söylenmektedir. Bu tür farklı söylentiler mevcut olsa da, Yunan mitolojisinde oldukça önemli bir konuma sahip olan Pandora, kavanozu açtıktan sonra kendine düğün hediyesi olarak verilen kavanozun içine esir olarak girmiştir ve kavanozun içerisinde esir olmuştur. Bütün dünyada bilinirliliği ve popülerliği oldukça fazla olan ve Hollywood filmlerine de konu olmayı başarmış Pandora’nın efsanesi, bu şekilde mitolojideki yerini almış durumdadır.

Siz siz olun size bir şeyin yapılmaması ile ilgili uyarıda bulunulduysa merakınıza yenik düşmeyin; “Pandoranın Kutusu”ndan neler çıkacağı belli olmaz 😉

Kaynak: http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423869664.pdf

Gülşah Meral Özgür
Psikiyatrist, Psikoterapist